MACULOTECT

 

Omega 3 (Balık Yağı)

Yağ asitleri makula dejenerasyonuna faydalı olabilir. Santral sinir sistemine Omega 3 ün yararı iyi bilinmekte. Ancak bu temel yağ asitlerinin görmenize de iyi gelebileceğini biliyor muydunuz?. Bu yağlar esansiyel olarak adlandırılmaktadır çünkü eksikliği durumunda enflamatuar ve dejeneratif hastalıklar görülür.

İnsan vucudunda bu yağ asitleri üretilemediğinden, bu sağlıklı yağları besinlerle, balık yağı gibi ürünler ile dışarıdan almak zorundayız. Omega-3 yağ asitlerinin üç ana tipi şunlardır:
1. docosahexaenoic acid (DHA)
2. eicosapentaenoic acid (EPA)
3. alpha-linolenic acid (ALA)
Docosahexaenoic Acid (DHA), Beyin , kalp ve göz sağlığı üzerindeki etkileri araştırılmış, omega-3 yağ asidi tipinde esansiyel bir besindir. Vücutta bir çok dokuda bulunmakla birlikte en çok:
1) Beyin,
2) Sinir sistemi
3) ve Retina da bulunur.

Hem DHA hem de EPA oksidatif, inflamatuar ve yaşa bağlı dejeneratif değişikliklere karşı koruyucu etkili uzun zincirli yağ asitlerindendir. Bu üç hasar oluşturucu proses yaşa bağlı makula dejenerasyonu gelişimi ile sonuçlanabilir.
Omega-3 yağ asidi tüketimi ile yaşa bağlı makula dejenerasyonu gelişimi arasındaki ilişki bir çok çalışmada gösterilmiştir. Somon ve uskumru gibi yağlı balıkların haftada 2 kez gibi tüketilmesi makula dejenerasyonu riskini azaltmaktadır.

Araştırmacılar diyet de balık yağı tüketiminin geç tip makuler dejenerasyon gelişimini %38 azalttığını bulmuşlardır. Ayrıca haftada 2 kez balık tüketenlerde yalnızca geç tip YBMD gelişimi değil erken tip YBMD (yumuşak druzen veya retina pigment epitel değişiklikleri) gelişim riskinin de azaldığını bulmuşlardır. Bildirilen olumlu neticeler nedeniyle National Eye Institude halen Age Related Eye Disease Study 2, çalışmasını sürdürmekte; Balık yağı, antioksidanlar lutein ve zeaksantin’in yararlarını araştırmaktadır.

Maküler Pigmentler

Zeaksantin ve Lutein  insan makula pigmentindeki başlıca karotenoidlerdir.  Makuladaki Lutein ve Zeaksantin konsantrasyonu, periferik retinadan yaklaşık 100 kat daha fazladır. Zeaksantin ve Lutein’in sağlıklı kişilerde günde 6mg, makula dejenarasyonu olanlarda 6-12mg arası alınması önerilmektedir.

Ispanak, karalahana, Brüksel lahanası lutein bakımından mısır ise zeaksantin açısından zengindir.

Antioksidanlar

Koenzim Q10

Yaşlanmanın önemli nedenlerinden biri de hücrelerin yaşlandıkça daha az enerji üretebilir hale gelmeleri. Bunun ilk sebebi ise hücrelerin enerji üretim merkezleri olan mitokondri’lerin de yaşlanıp güçten düşmeleri. Bu sürece “mitokondrial yaşlanma” deniyor. Bu yaşlanmadan çok bir yorgunluk aslında. Mikokondri yorgunluğu; yaşlılık yorgunluğunun da, yaşlılığa bağlı kırışma, hareketlerde yavaşlama, fiziksel kapasite kaybetme sorunlarının en önemli nedeni. İşte tam da bu noktada Koenzim Q10 önem kazanıyor.  Zira bu doğal bileşen mitokondrilerin daha bol ve hızlı enerji üretmesini teşvik eden bir süper yakıt, bir oktan yükseltici gibi iş görüyor. Bedene giren Koenzim Q10 miktarı arttıkça mitokondrilerin enerji üretim yetenekleri de artıyor. Ayrıca mitokondri DNA’sının yıpranma süreçleri yavaşladığından hücre yaşlanması da yavaşlayabiliyor.

En fazla da kırmızı ette, balık ve yumurtada bulunuyor. Yağlı tohumlar, yeşil yapraklı yiyecekler (ıspanak) ve meyvelerde de var. Bitkisel besinler içinde bu maddeyi en çok bulunduranlar listesinde portakal, çilek, karnabahar ve susam tohumu yer alıyor.

Resveratrol

Siyah üzümün soğuk hava koşulları, mantar enfeksiyonları gibi    etkenlere bağlı olarak kendini korumak için ürettiği anti-iltihabi, nöroprotektif ve anti-oksidan özellikleri olan bir maddedir.

Kuru tip ve yaş tip sarı nokta hastalığını sinir koruyucu etki ve anormal yeni damar oluşumunu engelleyerek yapar. Resveratrol yaş tip sarı nokta hastalığında önemli bir role sahip VEGF maddesinin salınımını azaltabilmektedir. Ayrıca retina pigment epitel hücreleri üzerindede koruyucu etkisi gösterilmiştir.

Diğer Önemli Antioksidanlar ve Vitaminler

Vitamin C

C vitamini, ya da diğer adıyla askorbik asit, yaşayan canlılar için hayati öneme sahip, pek çok biyolojik fonksiyonun sürdürülmesini sağlayan, suda eriyen bir vitamindir. Bağ dokumuzun ana yapı taşı olan kollajen sentezi, yara iyileşmesi, demir emilimi, tirozin amino asidinin sentezlenmesinde görev alır.  İlaveten, güçlü bir antioksidan madde olduğundan, canlı dokulardaki ortaya çıkan serbest oksijen radikallerinin (SOR) dokudan uzaklaştırılmasını sağlar.

Göz merceğinde C vitamini bulunur. Katarakt göz merceğindeki proteinlerin kümeler oluşturması sonucunda görmenin bulanıklaşmasına sebep olan bir hastalıktır. C vitamininin proteinlerin kümeleşmesini önlediği böylece katarakt gelişme riskini azalttığına ilişkin çalışmalar bulunsa da, bu konuda daha fazla çalışma yapılması gereklidir.

Vitamin E

E Vitamini gözler için en aktif antioksidan içeren maddelerden bir tanesi. Artan göz hastalıklarında vücudumuzu ve gözlerimizi dış etkenlerden koruyan; Ayçiçek yağı, zeytinyağı, ceviz, tereyağı, kırmızı et, avokado, brokoli, yeşil yapraklı sebzeler, mango, muz, buğday ve keten tohumu E Vitamini bakımından zengin olup sarı nokta hastalığı ve kataraktı önlemede önemlidir.

Blueberry

Blueberry (Yaban mersini) göz üzerinde, ışığa duyarlılığı artırmak, gözün değişen ışık kaynaklarına adaptasyonunu sağlamak ve özellikle gece şartlarında görüşü  kuvvetlendirmek, göz kapilerlerini (kılcal damarlarını) beslemek gibi yararlı etkileri ortaya çıkarılmıştır. Antosiyanidinlerin, yapılan klinik çalışmalarda retinadaki rodopsin üretiminihızlandırdığı tespit edilmiştir. Görsel fonksiyonların düzelmesi veya gelişmesi Rodopsin  oranıyla yakından ilgilidir. Rodopsin (Rhodopsin); gözde bulunan reseptörlerdeki (rods ve cones) bir mor pigment (Renk maddesi) olup, beyne ışık sinyallerinin iletilmesi ve retinanın aydınlık ve karanlığa adapte olması için gereklidir. Bilgisayar ekranında olduğu gibi parlak ışıklar gözdeki rodopsin’i yok ederler ve ışığa karşı hassasiyeti azaltarak gözün daha çabuk yorulmasına yol açarlar.

Çinko

Çinko sağlığımız için son derece önemli bir mineral. Vücutta 300’den fazla enzimin aktivasyonunu ayarlayarak birçok vücut fonksiyonunun sağlıklı yürümesinden sorumlu. Az miktardaki eksikliği bile uzun vadede birçok sağlık sorununun oluşmasına neden oluyor.

Yaşlanmayla beraber göz dokusundaki çinko miktarı giderek azalıyor, çok fazla bilgisayar başında vakit geçiren orta yaşlı insanlarda da çinko, vaktinden önce azalıyor. Dışardan çinko takviyesinin göz sağlığına ve özellikle gece körlüğünü engelleyici etkisi olduğu biliniyor. Yaşlanmayla beraber vücutta daha fazla oksidasyon sonucu zararlı atık madde oluştuğu için çinko ihtiyacı artıyor. Bu nedenle yaşlıların göz sağlığı için daha fazla çinko takviyesine ihtiyacı oluyor.

Bakır

Çinko ve bakır mineralleri, besin maddeleri ve vitaminlerin vücut tarafından emilmesine katkı sağlıyor. Yüksek miktarda antioksidan vitaminler ile birlikte çinko oksit ve bakır oksit alındığında, uzun süreli olan göz problemlerinden göz alerjileri, glokom, katarakt, diyabetik retinopati, blefarit gelişimini yavaşlatabiliyor.